İlk aşkımdı.
Ayrıldığımızda ikimiz de çok gençtik. Büyük bir kavga etmedik. Hayat bizi farklı yerlere götürdü. Zamanla konuşmayı bıraktık.
On yıl sonra bir kitapçıda karşılaştık.
Yanında küçük bir kız çocuğu vardı. Evlenmiş olduğunu düşündüm. Bana sarıldı. Kokusu bile aynıydı. Birkaç dakika konuştuk. Sonra numaramı istedi.
O gece mesaj attı.
Kızın yeğeni olduğunu, evli olmadığını söyledi.
Buluşmaya başladık. Eski yakınlık şaşırtıcı şekilde hızlı geri geldi. İlk kez evime geldiği gece uzun süre birbirimize baktık. Beni öptüğünde yıllar bir anda silindi.
Fakat bazı şeyler garipti.
Geçmişte yaşadığımız olayları benden farklı hatırlıyordu. İlk buluştuğumuz yeri yanlış söylüyor, hiç gitmediğimiz bir tatili anlatıyordu. Başta yılların etkisi olduğunu düşündüm.
Bir akşam ona eski fotoğrafımızı gösterdim.
Fotoğrafa uzun süre baktı.
Sonra “Bu adam kim?” diye sordu.
Yanındaki kişinin kendisi olduğunu söyledim.
Yüzü bembeyaz oldu. Evden çıkıp gitti.
Ertesi gün numarası kapalıydı.
Onu tanıyan eski arkadaşları aradım. Yıllar önce yurt dışına taşındığını, birkaç ay önce de bir kazada hayatını kaybettiğini söylediler.
İnanmadım. Bana ölüm ilanını gönderdiler.
Fotoğraftaki kişi oydu.
Tarih, kitapçıda karşılaşmamızdan iki hafta öncesiydi.
O günden sonra evimde küçük değişiklikler fark ediyorum. Kitapların yeri değişiyor. Yastığımda onun kokusu kalıyor. Bazen banyodaki aynaya buharla bir kelime yazılmış oluyor:
“Hatırla.”
Fakat neyi hatırlamam gerektiğini bilmiyorum.

