Davetiye bana gönderilmemişti.
Düğünün nerede olduğunu ortak bir arkadaşımızdan öğrendim. Gitmemem gerektiğini biliyordum ama kendimi durduramadım.
Salonun en arkasına oturdum. Beni fark etmez diye düşündüm. Fakat gelin içeri girdiğinde gözleri doğrudan bana döndü.
Birkaç saniye baktık.
Sonra gülümsedi.
Düğün boyunca yerimden kalkmadım. Nikâh kıyıldı, yüzükler takıldı. Herkes alkışladı. Ben de alkışladım.
Çıkarken bir garson yanıma gelip bana küçük bir zarf verdi. Gelinin gönderdiğini söyledi.
Zarfın içinden eski bir tren bileti çıktı. Yıllar önce birlikte kaçmayı planladığımız geceye aitti. Ben o gece istasyona gitmemiştim.
Biletin arkasında şu yazıyordu:
“Bu kez geldin ama yine geç kaldın.”
Onu bir daha görmedim.
Bazen düşünüyorum da düğüne gelmemi bekliyor muydu? O zarfı önceden mi hazırlamıştı? Yoksa beni salonda görünce mi yazdı?
Daha da kötüsü, yıllar önce istasyona gitseydim bugün hayatım nasıl olurdu?

