Üniversiteden sonra aynı şehirde kalan birkaç kişiden biriydik. Ben tek başıma yaşıyordum, Ozan ise sürekli ev değiştiriyordu. Bir gün, “Yedek anahtarını bende bırak, başına bir şey gelirse biri eve girebilsin,” dedi. Mantıklı geldi. Ailem başka şehirdeydi, çevremde güvenebileceğim pek kimse yoktu.
Anahtarı ona verdiğimden yaklaşık iki ay sonra iş için üç günlüğüne şehir dışına çıktım. Döndüğümde evde garip bir koku vardı. Sigara kokusuna benziyordu ama tam değildi. Daha çok, uzun süre kapalı kalmış bir odada yakılan tütsü gibi ağır bir kokuydu.
Önce önemsemedim. Sonra mutfaktaki sandalyenin yerinin değiştiğini fark ettim. Buzdolabında bana ait olmayan yarım şişe su vardı. Banyodaki havlu nemliydi.
Ozan’ı aradım.
Eve girip girmediğini sordum. Kısa bir sessizlik oldu. Sonra güldü.
“Senin evine niye gireyim?”
Anahtarın hâlâ onda olduğunu hatırlattım. Bu kez biraz sinirlendi. Hatta beni paranoyak olmakla suçladı. O gece anahtarı değiştirdim ama ona söylemedim.
Bir hafta sonra apartmanın altındaki markette çalışan çocuk bana, birkaç gün önce evime gelen uzun boylu arkadaşımın beni sorduğunu söyledi. Ozan uzun boylu değildi.
Çocuğa adamı tarif ettirdim. Üzerinde gri bir mont varmış. Saçları dağınıkmış. Sağ kaşının üzerinde küçük bir yara izi varmış.
Bu tarif bana başka birini hatırlattı.
Ozan’ın yıllar önce bahsettiği, bir tartışmadan sonra görüşmeyi kestiği eski ev arkadaşını. Adını yalnızca bir defa duymuştum. Fotoğrafını da Ozan’ın eski telefonunda görmüştüm. Sağ kaşının üzerinde belirgin bir iz vardı.
Ozan’a tekrar sormadım. Anahtarı ondan geri istemedim çünkü kilidi değiştirmiştim. Fakat birkaç ay sonra evden taşınırken kitaplığın arkasında küçük, siyah bir anahtar buldum. Benim eski kapı anahtarıma benziyordu ama üzerinde mavi bir boya lekesi vardı.
O anahtar benim değildi.
Ozan’la hâlâ ara sıra görüşüyoruz. Her buluştuğumuzda sanki ikimiz de aynı konuya yaklaşmamaya çalışıyoruz. Bir keresinde, hiç alakasız bir anda bana şöyle dedi:
“Bazı evler, sahibinden daha fazla şey saklar.”
Ne demek istediğini sorduğumda konuyu değiştirdi.
Benim itirafım şu: O gece evime kimin girdiğini hâlâ bilmiyorum ama Ozan’ın bildiğinden eminim. Yine de arkadaşlığımız bitmesin diye hiçbir zaman üzerine gitmedim.

