Bu hikâyede kimse tamamen masum değil.
En yakın arkadaşım Mert, sevgilisiyle beni tanıştırdığında onların ilişkisi zaten kötü gidiyordu. Sürekli tartışıyorlar, ayrılıp tekrar barışıyorlardı. Ben başta aralarında kalmamaya çalıştım.
Fakat sevgilisi Aslı zamanla benimle konuşmaya başladı. Önce Mert hakkında dertleşiyordu. Sonra kendi hayatını anlatmaya başladı.
Bir gece Mert’le büyük bir kavga etmişler. Aslı beni aradı. Ağlıyordu. Evine gittim. Yanında kalmamı istedi.
Sabaha kadar konuştuk.
Bir ara omzuma başını koydu. Ben de saçlarını okşadım. O an yanlış yaptığımı biliyordum ama kalkmadım. Bana baktı ve çok kısa bir öpücük verdi.
Sonra ikimiz de geri çekildik.
Ertesi gün Mert’le barıştılar.
Ben kimseye bir şey söylemedim. Aslı da söylemedi. Fakat o günden sonra üçümüz bir araya geldiğimizde aramızda görünmeyen bir şey vardı. Mert bazen bize bakıyor, sanki bir şey hissetmiş gibi sessizleşiyordu.
Aylar sonra ayrıldılar. Mert ayrılık nedenini bana anlatırken şöyle dedi:
“Aslı’nın aklında başka biri vardı ama kim olduğunu öğrenemedim.”
Başımı eğip sustum.
Aslı ayrıldıktan sonra bana yazdı. Artık önümüzde engel kalmadığını söyledi. Fakat ona cevap vermedim.
Çünkü onu gerçekten sevip sevmediğimi bilmiyordum. Belki yalnızca yasak olduğu için bu kadar güçlü hissetmiştim.
Mert’le hâlâ arkadaşız.
Aslı’yı ise bazen uzaktan görüyorum. Her karşılaştığımızda göz göze geliyoruz ama konuşmuyoruz.
Mert bir gün gerçeği öğrenirse arkadaşlığımız biter. Öğrenmezse de ben her buluşmada ona yalan söylemeye devam edeceğim.

