Bunu yıllardır kimseye anlatmadım çünkü anlatınca saçma gelecek. Hatta bazen ben bile yaşadığımdan emin olamıyorum.
Yirmili yaşlarımın başında, uzun süre işsiz kaldığım bir dönem olmuştu. En yakın arkadaşım Cem, benimle aynı bölümden mezundu. Boyumuz, saç rengimiz ve genel görünüşümüz birbirine benzerdi. Bizi tanımayanlar bazen kardeş olduğumuzu sanırdı.
Bir şirkete başvuru yaptım. Görüşme günü çok ağır hastalandım. Ateşim vardı, yataktan kalkamıyordum. Cem şakayla karışık, “Senin yerine ben giderim, zaten kimlik sormazlar,” dedi.
Güldüm. Ciddi olduğunu düşünmedim.
Akşam beni arayıp görüşmenin iyi geçtiğini söyledi.
Önce dalga geçtiğini sandım. Sonra bana görüşmede sorulan soruları anlattı. Şirketin girişindeki güvenlik görevlisini, odadaki yeşil koltuğu, insan kaynakları uzmanının konuşma biçimini tarif etti.
Gerçekten gitmişti.
Çok kızdım. Başımı derde sokabileceğini söyledim. Cem ise beni sakinleştirdi. Zaten işe alınmayacağımı, yalnızca eğlenmek için yaptığını söyledi.
Üç gün sonra şirket beni aradı.
İşe kabul edilmiştim.
Cem, “Git ve devam ettir,” dedi. Mecbur kaldığımı düşündüm. İlk gün şirkete gittiğimde insan kaynaklarındaki kadın bana uzun uzun baktı. Sonra yalnızca “Fotoğraflarda biraz farklı çıkıyorsunuz,” dedi.
İki yıl o şirkette çalıştım. İşimi iyi yaptım, terfi aldım. Cem ise zamanla benden uzaklaştı. Bunun kıskançlık olduğunu düşündüm.
Son görüşmemizde çok içmişti. Bana, o iş görüşmesinde benim hakkımda bazı şeyler söylediğini anlattı. Neler söylediğini sorduğumda “Seni sen yapan şeyleri,” dedi.
Birkaç ay sonra Cem ortadan kayboldu. Telefon numarasını değiştirdi, evinden taşındı. Ortak arkadaşlarımız da nereye gittiğini bilmiyordu.
Yıllar sonra şirketten ayrılırken eski personel dosyamı gördüm. Görüşme notları arasında el yazısıyla yazılmış kısa bir cümle vardı:
“Aday, önceki görüşmesine göre daha içine kapanık.”
Önceki görüşme.
Oysa benim yalnızca bir iş görüşmem olmuştu. Cem’in gittiği görüşme.
Dosyanın altında iki farklı tarih vardı. İlk tarih, benim şirkete başvurmamdan üç ay öncesine aitti.
Yani Cem, benim adıma o şirkete daha önce de gitmişti.
Neden yaptığını hâlâ bilmiyorum. Şirket beni mi işe aldı, yoksa onu mu, bundan da emin değilim. Daha garip olanı şu: İşe başladıktan sonra bazı insanlar bana Cem’in bildiği ama benim bilmediğim şeylerden bahsediyordu. Ben de unutmuş gibi davranıyordum.
Belki de o işi bana vermedi.
Belki ben ondan kalan bir hayatı devam ettirdim.

