Yaklaşık altı yıl önce babamın telefonuna gelen bir mesajı yanlışlıkla gördüm. Mesajda bir kadın, çocuklarının okuluyla ilgili bir şey yazmış ve babama “Akşam gelirken unutma” demişti. İlk başta yanlış anladığımı düşündüm.
Daha sonra babamı takip ettim. Bunu yaptığım için kendimden utanıyorum ama merakıma engel olamadım. İş çıkışında bizim eve gelmeden önce başka bir mahalledeki apartmana girdiğini gördüm. Birkaç gün sonra aynı yere yeniden gitti.
Zamanla gerçeği öğrendim. Babamın yıllardır birlikte olduğu başka bir kadın ve ondan olan bir çocuğu vardı. O çocuk benim kardeşimdi. Babam iki ayrı hayat yaşıyor, iki evin masraflarını karşılıyor ve herkese farklı yalanlar söylüyordu.
Anneme anlatmak istedim fakat tam o dönemde ciddi bir sağlık sorunu yaşamaya başladı. Doktor stresten uzak durması gerektiğini söyledi. Babam da tedavi sürecinde annemle çok ilgilendi. Hastane randevularına götürdü, yemek yaptı ve gece başında bekledi.
Sustum.
Aradan yıllar geçti. Annem iyileşti ama ben gerçeği hâlâ söylemedim. Her aile yemeğinde babamın yüzüne bakıyorum. Bana bazen hayat hakkında nasihat veriyor, dürüst olmanın önemini anlatıyor. İçimden bağırmak geliyor.
Diğer taraftaki çocuğu sosyal medyada buldum. Benim kim olduğumu bilmiyor. Fotoğraflarına baktığımda babama çok benzediğini görüyorum. Ona karşı öfke duymuyorum. Tam tersine, onun da bir yalanın içinde büyüdüğünü düşünüyorum.
En büyük korkum, annemin bir gün her şeyi öğrenip bana “Sen biliyor muydun?” diye sorması. Ona yalan söyleyemem ama gerçeği söylersem yıllardır onu koruduğumu sandığım şeyin aslında büyük bir ihanet olduğunu kabul etmek zorunda kalacağım.
Babamın sırrını sakladığım için ona yardım etmiş oldum. Annemi korumak isterken babamın kurduğu düzenin parçasına dönüştüm. Artık neyin doğru olduğunu bilmiyorum. Sadece bu yükün altında her geçen gün biraz daha eziliyorum.

