Dört yakın arkadaştık. Mezuniyet gecesi okulun arka bahçesinde oturup yıllar sonra ne olursa olsun aynı yerde buluşmaya söz verdik.
Tarihi de belirledik.
Tam on yıl sonra, aynı gün ve aynı saatte.
Yıllar geçti. Aramızdaki iletişim yavaş yavaş koptu. İçimizden biri yurt dışına gitti, biri evlendi. Diğer arkadaşımız ise mezuniyetten iki yıl sonra geçirdiği bir kazada hayatını kaybetti.
Onuncu yıl geldiğinde kimsenin buluşmaya gideceğini düşünmüyordum. Yine de akşam eski okula gittim.
Bahçede iki arkadaşım beni bekliyordu.
Bir süre konuşup eski günleri andık. Sonra dördüncü sandalyenin üzerinde bir telefon gördük. Telefon ölen arkadaşımıza aitti.
Telefon yıllardır ailesindeydi ve çalışmıyordu.
Ekranı birden açıldı.
Galeride o gece çekilmiş yeni bir fotoğraf vardı. Üçümüz sandalyelerde oturuyorduk.
Fotoğraf karşı taraftan çekilmişti.
Boş sandalyede ise ölen arkadaşımızın ceketi duruyordu.
Fotoğrafın altında şu yazıyordu:
“Hepiniz geç kaldınız.”
O gece okuldan birlikte çıktık. Bir daha buluşma sözü vermedik.
Fakat her yıl aynı tarihte telefonuma boş bahçenin yeni bir fotoğrafı geliyor.

