Bunu yazarken bile kendimi kötü hissediyorum.
Nişanlanmadan birkaç ay önce eski sevgilimle tesadüfen karşılaştım. Bir kafede oturuyordu. Beni görünce şaşırdı ama kalkıp sarıldı. O an yıllar önce ayrılmamışız gibi hissettim.
Kahve içtik. Sonra yağmur başladı. Arabası uzaktaydı, benim evim ise yakındı. Yağmurun dinmesini beklemek için eve geçtik.
Başta sadece konuştuk. Eski günleri, neden ayrıldığımızı ve ikimizin de ne kadar değiştiğini anlattık. Bir ara elektrikler kesildi. Salonda yalnızca telefonun ışığı vardı.
Yanıma oturdu.
Elimi tuttu.
Sonrası sandığınız kadar büyük bir şey değildi. Birkaç dakika boyunca birbirimize sarıldık. Boynumdan öptü. Ben de geri çekilmedim. Fakat daha ileri gitmeden durduk.
Sabah olmadan evden ayrıldı.
Ertesi gün nişanlımla buluştum. Bana yüzük bakmak için bir yer bulduğunu söyledi. Ben de hiçbir şey olmamış gibi gülümsedim.
Eski sevgilimle o günden sonra hiç konuşmadım. Fakat birkaç hafta önce düğün davetiyemizi sosyal medyada paylaştığımda bana boş bir mesaj gönderdi. Mesajda tek bir nokta vardı.
Bir saat sonra mesajı sildi.
Nişanlım o geceyi bilmiyor. Ona anlatırsam her şey bitebilir. Anlatmazsam da evliliğimin ilk gününden itibaren sakladığım bir şey olacak.
En kötüsü şu: O geceyi düşündüğümde yalnızca pişmanlık duymuyorum.
Bir yanım hâlâ o karanlık salonda kalmış gibi.

