Annemin ciddi bir rahatsızlığı olduğunu ilk öğrendiğimizde yanındaki tek kişi bendim. Doktor tedavinin uzun sürebileceğini, bazı ihtimallere karşı hazırlıklı olmamız gerektiğini söyledi. Hastaneden çıktığımızda annem bana kardeşlerime hemen söylememem için yalvardı.
İki kardeşim de başka şehirlerde yaşıyordu. Biri yeni işe başlamıştı, diğeri hamileydi. Annem onların düzenini bozmak istemediğini söyledi. “Biraz daha kesinleşsin, sonra anlatırız” dedi. Ben de kabul ettim.
Başlangıçta sadece birkaç gün saklayacağımı düşünüyordum. Fakat günler haftalara dönüştü. Kardeşlerim annemi aradığında iyiymiş gibi konuşması için yanında duruyordum. Hastane randevularına tek başıma götürüyor, ilaçlarını takip ediyor ve geceleri korkudan uyuyamıyordum.
Bir süre sonra yükün altında ezilmeye başladım. Kardeşlerime kızıyordum. Oysa onların hiçbir şeyden haberi yoktu. Telefon edip hayatlarındaki küçük sorunları anlattıklarında içimden “Annemiz hastayken bunları mı düşünüyorsunuz?” diyordum. Sonra gerçeği onlardan saklayan kişinin ben olduğumu hatırlıyordum.
Durumu öğrendiklerinde bana çok kızdılar. Özellikle küçük kardeşim, annemin tedavisinin ilk döneminde yanında olamadığı için beni suçladı. Haklıydı. Ona kendi kararını verme şansı bırakmamıştım.
Annem beni savundu. Her şeyin kendi isteği olduğunu söyledi. Fakat kardeşlerimle aramız hiçbir zaman eskisi gibi olmadı. Ben de annemin sırrını koruduğum için doğru bir şey mi yaptım, yoksa kontrolü ele geçirip herkesi dışarıda mı bıraktım hâlâ bilmiyorum.
Asıl itirafım, o dönemde annemin bana herkesten daha fazla ihtiyaç duymasının bir yanımı mutlu etmesiydi. Yıllarca kardeşlerimin daha çok sevildiğini düşünmüştüm. İlk kez annemin yanında sadece ben vardım. Bu düşüncemden utandığım için kimseye anlatamıyorum.

