Geçen ay annemin evinde eski eşyaları toparlıyorduk. Babam vefat ettikten sonra büyük evde tek başına kalmasını istemediğimiz için daha küçük bir eve taşınmasına karar vermiştik. Annem yıllarca hiçbir eşyasını atmamış. Kullanmadığı perdeler, kırık tabaklar, eski gazete kupürleri… Her şeyi “Bir gün lazım olur” diyerek saklamış.
Yatak odasındaki dolabın üst kısmını boşaltırken eski bir yastık kılıfının içinde tomar hâlinde para buldum. Saydığımda hiç beklemediğim kadar yüksek bir miktar çıktı. Anneme parayı sorduğumda önce inkâr etti, sonra ağlamaya başladı. Babam hayattayken evin bütün parasını kontrol edermiş. Annem marketten artırdığı birkaç lirayı, bayramlarda çocukların verdiği harçlıkları ve yaptığı el işlerinden kazandığı paraları yıllarca gizlice biriktirmiş.
Asıl itirafım şu: Parayı bulduğumda birkaç saniyeliğine anneme söylememeyi düşündüm. O sıralar benim de ciddi borçlarım vardı. “Nasıl olsa bu parayı kullanmayacak” diye kendimi ikna etmeye çalıştım. Hatta borcumun bir kısmını kapatıp daha sonra yerine koyabileceğimi düşündüm.
Sonra annemin odanın kapısında bana baktığını gördüm. Yüzündeki korkuyu hiç unutamıyorum. Sanki parasını değil, yıllarca sakladığı tek özgürlük ihtimalini bulmuşum gibi bakıyordu.
Parayı olduğu gibi ona verdim. Şimdi banka hesabında duruyor. Annem paranın bir kısmıyla ilk defa kendi seçtiği bir koltuk takımı aldı. Küçük bir şey gibi görünebilir ama annemin mağazada renk seçerken yaşadığı heyecan beni çok etkiledi.
Kimseye söylemediğim şey, o parayı birkaç dakikalığına da olsa almayı gerçekten düşünmüş olmam. Kendimden utandım. Bazen insanın ne kadar dürüst olduğu, fırsat karşısına çıkana kadar belli olmuyormuş.

