Okul kütüphanesinde kimsenin pek dokunmadığı eski bir roman bulmuştum. Kitabın kenarlarında kurşun kalemle yazılmış notlar vardı.
İlk notta şu yazıyordu:
“Buraya kadar geldiysen çok sıkılmış olmalısın.”
Altına küçük bir cevap yazdım:
“Evet, biraz.”
Ertesi gün kitabı açtığımda cevabımın altında yeni bir cümle vardı:
“Yarın yine gelecek misin?”
Birinin benimle şakalaştığını düşündüm. “Geleceğim” yazdım.
Bu şekilde günlerce konuştuk. Adını sorduğumda söylemedi. Benim hakkımda sorular soruyor, bazen gün içinde yaşadığım olayları biliyordu.
Bir gün derste öğretmenle tartıştım. Olayı kimseye anlatmamıştım. Kitabı açtığımda şu cümle yazıyordu:
“Bugün sesini fazla yükselttin.”
Korktum ve kitabı yerine koydum.
Bir hafta boyunca kütüphaneye gitmedim. Sonra merak edip geri döndüm. Kitap rafta yoktu.
Görevliye sorduğumda böyle bir kitabın sistemde kayıtlı olmadığını söyledi.
Çıkarken masamın üzerinde küçük bir not buldum:
“Cevap vermeden gitmek ayıp oldu.”
Yazı benim el yazımdı.

