Lise son sınıfta matematikten kalmak üzereydim. Öğretmenimiz sınavların sorularını odasındaki bilgisayarda hazırlıyordu. Bir gün teneffüste ödev teslim etmek için öğretmenler odasına girdim. Odada kimse yoktu.
Bilgisayar açıktı.
Masaüstünde “İkinci Yazılı” isimli bir dosya gördüm. Açmamam gerektiğini biliyordum ama kendimi durduramadım. Dosyayı telefonumla fotoğrafladım.
Soruları yalnızca kendim kullanacaktım. Fakat akşam en yakın arkadaşıma söyledim. O da başka birine anlatmış. Ertesi sabah sınıfın yarısında sorular vardı.
Öğretmen sınav sırasında bir şeylerin ters olduğunu anladı. Normalde derse ilgisi olmayan öğrenciler bile soruları hızlıca çözüyordu.
Sınav iptal edildi.
Okul yönetimi araştırma başlattı. Dosyayı ilk olarak arkadaşımın çektiği söylendi. Çünkü sorular onun telefonunda bulundu. Arkadaşım benim adımı vermedi.
Üç gün uzaklaştırma aldı. Ailesi okula çağrıldı. Babası koridorda ona bağırırken yanlarından geçtim. Bana bakıp tek kelime etmedi.
Yıllar sonra tesadüfen karşılaştık. O olayı hatırlatıp özür dilemek istedim.
“Senin yaptığını biliyordum,” dedi.
Neden beni söylemediğini sordum.
“Çünkü soruları bilgisayara koyan da bendim,” diye cevap verdi.
Şaka yaptığını sandım. Fakat öğretmenin gerçek sınav sorularının farklı olduğunu, bilgisayardaki dosyanın öğrencileri yakalamak için hazırlanmış sahte bir dosya olduğunu anlattı.
Bunu nereden bildiğini hâlâ söylemedi.

