Yakın arkadaşım şehir dışına çıktığında kedisine bakmam için evinin anahtarını vermişti. Üç gün boyunca sabah akşam eve uğradım.
İkinci gün yatak odasında yere düşmüş bir küpe gördüm.
Küpeyi tanıyordum. Eşime aitti.
İlk başta benzer bir model olduğunu düşündüm. Eve döndüğümde eşimin takı kutusuna baktım. Küpenin teki gerçekten yoktu.
Ona sorduğumda aylar önce kaybettiğini söyledi. Nerede kaybettiğini hatırlamıyordu.
Arkadaşım döndüğünde küpeyi gösterdim. Yüzü değişmedi. Evine daha önce gelen birine ait olabileceğini söyledi. İsim vermedi.
O gece eşim telefonunu sessize aldı. Normalde böyle yapmazdı.
İçimde büyük bir şüphe oluştu ama hiçbir kanıtım yoktu. İkisini de takip etmeyi düşündüm. Sonra bundan vazgeçtim.
Bir hafta sonra arkadaşım beni aradı ve eve gelmemi istedi. Gittiğimde masada eşimin kayıp küpesinin diğer teki duruyordu.
“Nereden buldun?” diye sordum.
Bana yıllar önce, daha eşimle tanışmadan önce kısa bir ilişki yaşadıklarını söyledi. Küpeleri o zaman kendisinin aldığını anlattı. Eşim bir tanesini onun evinde bırakmış.
Bu açıklama mantıklı görünüyordu. Fakat eşimle arkadaşımın tanışmalarını sağlayan kişi bendim. En azından ben öyle sanıyordum.
Eşime sorduğumda arkadaşımı daha önce hiç tanımadığını söyledi.
İkisinden biri yalan söylüyordu.
Belki ikisi de.
Küpeleri hâlâ çekmecemde saklıyorum. Bazen gerçeği öğrenmek istiyorum. Bazen de evliliğim devam ettiği sürece bilmememin daha iyi olduğunu düşünüyorum.

