Kız kardeşim on yedi yaşındayken evden kaçmıştı. Ailem yıllarca onu aradı ama bulunamadı.
Gitmeden bir gün önce bana bir mektup vermişti. Anneme teslim etmemi istemişti.
Mektubu açıp okudum.
Evden neden gitmek istediğini, kiminle gideceğini ve nerede yaşayacağını yazmıştı. Ayrıca ailesinin peşinden gelmemesini istiyordu.
Anneme verirsem onu bulacaklarından korktum. Kardeşimin gerçekten gitmek istediğini düşündüm.
Mektubu sakladım.
Bir hafta sonra yanında gittiği kişi tek başına geri döndü. Kardeşimin kendisinden ayrıldığını ve başka bir yere gittiğini söyledi.
Ailem o günden sonra hiçbir haber alamadı.
Aradan on beş yıl geçti. Annem vefat edene kadar kapının çalmasını bekledi.
Cenazeden sonra mektubu tekrar okudum. Yıllar önce fark etmediğim bir satır vardı:
“Fikrimi değiştirirsem cuma günü otogarda bekleyeceğim.”
Mektubun verildiği haftanın cuma günü, annem sabaha kadar otogarda kardeşimi aramıştı. Fakat hangi otobüse bakacağını bilmiyordu.
Kardeşim belki de oradaydı.
Belki eve dönmek için yalnızca birinin gelmesini bekledi.
Mektup hâlâ bende. Anneme artık veremem. Kardeşime de ulaştıramam.
Bazen bazı sırların zamanla hafiflediği söylenir.
Bu hafiflemedi.
