Bir otelde gece resepsiyonunda çalışıyordum. Otel eskiydi ama bakımlıydı. Gece vardiyası genelde sakin geçerdi.
Her gece saat 03.10 civarında asansör kendiliğinden lobiye iniyordu.
Kapı açılıyor, birkaç saniye bekliyor ve tekrar yukarı çıkıyordu. Güvenlik kameralarında kimse görünmüyordu. Teknik servise söyledim. Sistemde arıza bulamadılar.
Bir gece merak edip asansöre bindim.
Düğmelere dokunmadım. Asansör kendi kendine altıncı kata çıktı. Kapı açıldığında koridordaki ışıkların yarısı yanmıyordu.
Koridorun sonunda bir kadın duruyordu. Otel üniformasına benzer koyu renk bir kıyafet giymişti. Bana bakıp elini kaldırdı.
“Yeni misin?” diye sordu.
Evet dedim.
“Benim vardiyamı sen mi aldın?”
Ne diyeceğimi bilemedim. Asansörün kapatma düğmesine bastım. Kapı kapanırken kadın yürümeye başladı.
Sabah müdüre olayı anlattım. Yüzü değişti. Altıncı katın o bölümünün aylardır kullanıma kapalı olduğunu söyledi.
Kadını tarif ettiğimde konuşmak istemedi.
Birkaç hafta sonra personel odasında eski çalışanların fotoğrafını gördüm. Kadın da oradaydı. Fotoğrafın altında adı ve tarih yazıyordu.
Beş yıl önce gece vardiyasında çalışırken otelde hayatını kaybetmişti.
O günden sonra saat 03.10’da asansöre hiç bakmadım.
Yine de her gece kapı açıldığında resepsiyon masasından aynı sesi duyuyordum:
“Yeni misin?”

