Patronumla aramızda birkaç ay süren gizli bir yakınlaşma olmuştu. İkimiz de bunun bir ilişki olmadığını söylüyorduk. Mesai sonrası ofiste kalıyor, bazen şehir dışı toplantılara birlikte gidiyorduk.
Onun evli olduğunu biliyordum.
Bir gün şirket yemeğine eşiyle geldi. Beni yanına çağırdı ve karısıyla tanıştırdı.
Kadın elimi uzun süre bırakmadı. Gözlerimin içine bakarak, “Sizi çok duydum,” dedi.
Patronum gülmeye çalıştı ama yüzü gerildi.
Yemek boyunca kadın bana çok nazik davrandı. Hatta bir ara yalnız kaldığımızda parfümümü sordu. Kocasının son zamanlarda aynı kokuyla eve geldiğini söyledi.
Ne cevap vereceğimi bilemedim.
Gecenin sonunda çantama küçük bir kart bıraktı. Üzerinde bir otel adı ve oda numarası vardı.
Gitmedim.
Ertesi gün patronum işe gelmedi. Bir hafta sonra da şirketten ayrıldığı açıklandı. Eşinin ciddi bir hastalık geçirdiğini söylediler.
Aylar sonra otele merak edip gittim. Oda numarasını sordum.
Resepsiyondaki görevli, o numarada bir oda bulunmadığını söyledi.
Kartı gösterince bana baktı ve kartın otelin eski tasarımına ait olduğunu söyledi. Otel yıllar önce yenilenmişti.
Kartın arkasında daha önce fark etmediğim bir cümle vardı:
“İlk sen değilsin.”

